Vergi kanunlarında çok önemli değişiklikler öngören 7338 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 26/10/2021 tarihli ve 31640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu Kanun ile yapılan düzenlemelerin özetine aşağıda yer verilmiştir.
1.Basit Usulde Tespit Olunan Ticari Kazançlar Gelir Vergisinden İstisna Edilmektedir.
7338 Sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 20/A maddesi ile basit usule tabi olan yaklaşık 850.000 esnafın ticari kazançları gelir vergisinden istisna edilmiştir. Buna göre bu mükellef grubu artık beyanname vermeyecektir. Düzenleme 2021 yılı kazançlarına da uygulanmak üzere Kanunun yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girdiğinden 2021 yılında elde edilen kazançlar için de beyanname verilmeyecektir.
2.Sosyal İçerik Üreticiliği İle Mobil Cihazlar İçin Uygulama Geliştiriciliğinden Elde Edilen Kazançlar Gelir Vergisinden İstisna Edilmektedir.
Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 20/B maddesi ile sosyal içerik üreticilerinin sosyal paylaşım ağları üzerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin, elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançları toplamının gelir vergisi tarifesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2021 yılı için 650.000 TL) aşmayan mükelleflerin bu kazançlarının stopaj yoluyla vergilendirilerek gelir vergisinden istisna tutulması hükme bağlanmıştır. Bu istisnadan faydalanılabilmesi için Türkiye’de kurulu bankalarda bir hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin tüm hasılatın münhasıran bu hesaplar aracılığıyla tahsil edilmesi gerekmektedir. Bankalar bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan hasılat tutarı üzerinden aktarım tarihi itibariyle %15 oranında stopaj yapacaklardır. Öte yandan, bu düzenleme kapsamında vergilenen kazançlara konu teslim ve hizmetler katma değer vergisinden de istisna edilmektedir. Bu hüküm 01/01/2022 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanacaktır.
3.Tarımsal Destekleme Ödemeleri Gelir Vergisinden İstisna Edilmiştir.
Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 20/C maddesi ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından çiftçilere yapılan tarımsal destek ödemeleri gelir vergisinden istisna edilmekte, bu gelirler üzerinden stopaj yapılmasına da son verilmektedir.
Öte yandan, 193 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 92’nci madde uyarınca, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tarımsal destek ödemeleri üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, çiftçilerin düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri şartıyla, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca, tahsil tarihinden itibaren aynı Kanunun 112’nci maddesinin (4) numaralı fıkrası hükmüne göre hesaplanacak faizi ile birlikte red ve iade edilir. Bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere vazgeçilen davalarla ilgili olarak daha önce verilmiş ve kanun yolu tüketilmemiş kararlar uyarınca, taraflara tebliğ edilip edilmediğine bakılmaksızın işlem yapılmaz, idarece de açılmış davalar sürdürülmez, faiz, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmez, hükmedilmişse ödenmez. Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunanların iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmaz.
4.Dördüncü Dönem Geçici Vergi Beyanı Kaldırılmıştır.
2022 yılı vergilendirme dönemine ilişkin olarak verilecek beyannamelerden başlamak üzere dördüncü dönem geçici vergi beyanı kaldırılmıştır. Buna göre, ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, Kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümleri uyarınca ilgili hesap döneminin ilk dokuz ayı için belirlenen üçer aylık dönem kazançları üzerinden 103’üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi ödeyeceklerdir.
5. Vergiye Uyumlu Mükelleflere İndirim Uygulamasının Şartlarında Değişiklik Yapılmıştır.
Vergiye uyumlu mükelleflere uygulanan vergi indiriminin koşullarında değişiklik yapılarak; ikmalen veya re’sen yapılmış ve kesinleşmiş bir tarhiyat bulunmaması koşulu vergi beyannamelerindeki vergi türleri itibariyle sınırlandırılmış, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki iki yılda haklarında tarhiyat yapılmamış olması koşulu, yapılan tarhiyatın kesinleşmesine bağlanmış, ayrıca söz konusu süre içinde kesinleşen tarhiyatın indirim tutar sınırının % 1’inden az olması durumunda indirim koşullarının ihlal edilmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme 1/1/2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. Öte yandan, yapılan tarhiyatın indirimden yararlanıldıktan sonra kesinleşmesi durumunda yararlanılan indirimin mükelleften geri alınmasına ilişkin hüküm, madde metninden çıkarılmıştır.
6.Fiziki Ortamdan Bağımsız Olarak Elektronik Ortamda Vergi Dairesi Kurulabilmesine İmkan Tanınmıştır.
Elektronik ortamda vergi dairesi kurulması, vergi dairelerine bağlı şubeler açılması veya vergi dairelerinin diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlenmesi konularında Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmektedir.
7.Vergi Mahremiyetinin Kapsamı Genişletilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5’inci maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, Gelir İdaresi Başkanlığının görev alanına ilişkin işlerde hizmet alımı yoluyla çalıştırılanlar ile hizmet alımı yapılanların ortak ve yöneticileri öğrendikleri sırlar ve gizli kalması gereken diğer hususlar açısından bu maddede yazılı yasaklara, bu görevlerinden ayrılsalar dahi, uymak zorundadır.
8.Yabancı Memlekette Bulunanlara Tebliğ Usulünde Değişiklik Yapılmıştır.
Vergi Usul Kanununun 97’nci maddesine göre, kendisine tebliğ yapılacak kişi Türk vatandaşı ise tebliğ Türk siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabilir. Söz konusu maddede yapılan değişiklik uyarınca, bu hâlde bildirimi Türkiye elçiliği veya konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye elçiliği veya konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap, Türkiye elçiliği veya konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir. Öte yandan, vergi dairelerinin yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrakları, vergi dairesi başkanlıkları; vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde ise defterdarlıklar tarafından doğrudan Türkiye elçilik veya konsolosluğuna gönderilebilecektir.
9.3.600 Türk Lirasından Fazla Vergi Veya Vergi Cezasına İlişkin İlanen Tebliğ İnternet Sitesi Üzerinden De Yapılabilecek.
213 sayılı Kanunun 104’üncü maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, ilan yolu ile yapılan tebliğin konusu her biri için ayrı ayrı olmak üzere 3.600 Türk lirasından fazla vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilan ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri açısından Gelir İdaresi Başkanlığının, diğerleri için ilgili idarenin resmi internet sitesinde de duyurulabilir. Bu hüküm 1/6/2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.
10.Gelir İdaresi Başkanlığı, Düzeltme Yetkisinin Devredilmesi İle Düzeltmenin Bağlı Olunan Vergi Dairesi Dışındaki Vergi Daireleri Tarafından Da Yapılmasına İzin Verebilecek.
Vergi Usul Kanununun 120’nci maddesinde yapılan değişiklik ile vergi ve mükellefiyet türü ile düzeltmeye konu tutarı ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak düzeltme yetkisinin devredilmesi ile düzeltmenin bağlı olunan vergi dairesi dışındaki vergi daireleri tarafından yapılmasına izin verme ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Gelir İdaresi Başkanlığına yetki verilmektedir.
11.Vergi İncelemelerinin Mükellefin İşyerinde Yapılacağına İlişkin Hüküm Kaldırılarak İncelemelerin Esas Olarak Dairede Yapılacağı Hükme Bağlanmıştır.
Vergi Usul Kanununun 139’uncu maddesinde yapılan değişiklik ile vergi incelemelerinin mükellefin işyerinde yapılacağına ilişkin hüküm kaldırılarak, incelemelerin esas olarak dairede yapılacağı hükme bağlanmıştır. İncelemenin dairede yapılması, incelemeye tabi olanın iş yerinde tespit yapılmasına ve çalışmalarda bulunulmasına mani değildir. Mükellef ve vergi sorumlusunun talep etmesi ve iş yerinin müsait olması halinde inceleme iş yerinde de yapılabilir. Diğer taraftan, vergi incelemesine incelemeye başlama tutanağı düzenlenmek suretiyle başlanılması uygulaması kaldırılarak, incelemeye tabi olana, vergi incelemesinin konusunun ve incelemeye başlanıldığı hususunun bir yazıyla bildirileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre incelemeye başlamak için tutanak düzenlenmeyecek, incelemeye başlanıldığı mükellefe yazıyla bildirilecektir. Ayrıca, vergi incelemesine ilişkin işlemlerin elektronik ortamda yürütülmesi, yazı, bildirim ve tutanakların elektronik ortamda düzenlenmesi hususunda düzenlemeler yapılmıştır. Vergi incelemelerine ilişkin olarak yapılan bu değişiklikler 01/07/2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.
12.Hazine Ve Maliye Bakanlığına, Kamu Kurum Ve Kuruluşları Tarafından Kendisine Yazılı Veya Elektronik Olarak Yapılan Bildirimleri Mükellefler Tarafından Yapılmış Bildirim Olarak Kabul Etme Yetkisi Verilmektedir.
Vergi Usul Kanununa eklenen 170/A maddesi ile Kanuna göre mükelleflerin bildirmeye mecbur olduğu bilgilerin, kamu kurum ve kuruluşları tarafından Bakanlığa yazılı veya elektronik olarak bildirilmesi durumunda, bu bildirimi mükellefler tarafından yapılmış bildirim olarak kabul etmeye, bu şekilde kabul edilecek bildirimleri faaliyet konusu, gelir unsuru ile mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türlerini ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak tespit etmeye ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.
13.Elektronik Olarak Tutulan Defterlerin Tasdiki Konusunda Düzenleme Yapılmıştır.
Vergi Usul Kanununa eklenen 226/A maddesine göre, Türk Ticaret Kanununun 64’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan yetki kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığınca müştereken belirlenen usul, esas ve süreler dahilinde elektronik ortamda tutulan defterler için berat alınması, elektronik ortamda tutulan diğer defterlerin ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen usul, esas ve süreler dahilinde onaylanması bu Kanun uygulamasında tasdik hükmündedir. Berat ve onayın belirlenen usul, esas ve süreler dahilinde alınmaması veya yapılmaması durumunda defterler tasdik ettirilmemiş sayılır. Ayrıca elektronik belgelerin taşıması gereken zorunlu bilgileri ihtiva etmemesi halinde bu belgelerin hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
14.Yararlanılması Yeminli Mali Müşavirlerce Düzenlenmiş Tasdik Raporu İbrazı Şartına Bağlanan Konularda, Tasdik Raporunun Zamanında İbraz Edilmemesi Halinde, Mükellefe Tebliğ Edilmek Şartı İle 60 Günlük Bir Mühlet Verilmesi Hükme Bağlanmıştır.
213 sayılı Kanunun mükerrer 227’nci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “tasdik raporunu zamanında ibraz etmeyen mükellefler tasdike konu haktan yararlanamazlar.” ibaresi “tasdik raporunun zamanında ibrazı şarttır.” şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre, yararlanılması yeminli mali müşavirlerce düzenlenmiş tasdik raporu ibrazı şartına bağlanan konularda, tasdik raporunun zamanında ibraz edilmemesi halinde, mükellefe tebliğ edilmek şartı ile 60 günlük bir mühlet verilir. Tasdik raporunun bu süre içinde de ibraz edilmemesi halinde mükellefler tasdike konu haktan yararlanamazlar. Öte yandan, raporun yasal süresinde ibraz edilmemesi durumunda, 50.000 liradan az ve 500.000 liradan fazla olmamak üzere, yararlanılması tasdik raporunun ibraz şartına bağlanan tutarın % 5’i oranında özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
15.Gider Pusulasının Düzenleneceği Durumlar Yeniden Belirlenmiş, Başta Banka Dekontları Olmak Üzere Bazı Belgelerin Gider Pusulası Yerine Geçeceği Hükme Bağlanmıştır.
213 sayılı Kanunun 234’üncü maddesinin birinci fıkrası; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabı ve çiftçiler, bu Kanun kapsamındaki belgeleri düzenleme zorunluluğu bulunmayanlara yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları mallar (gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerden satın aldıkları mallar hariç) için işi yapana veya malı satana imza ettirecekleri gider pusulası düzenlerler. Vergiden muaf esnaf için düzenlenen gider pusulası, bu kişiler tarafından verilmiş fatura hükmündedir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Gider pusulası, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen gider pusulası hiç düzenlenmemiş sayılır.
Vergi Usul Kanununun 234’üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgileri ihtiva etmeleri kaydıyla;
a) Malın veya hizmetin bedelinin, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde satıcıya; 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları veya 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla ödenmesi halinde, bu kurumlarca düzenlenen belgeler,
b) 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında satın alınan malların gider pusulası düzenlemek zorunda olanlara iade edilmesinde, 6502 sayılı Kanun uyarınca iade edilecek tutarların, (a) bendinde yer alan kurumlar aracılığıyla iadesinde bu kurumlarca düzenlenen belgeler,
c) Bu Kanuna göre belge düzenleme zorunluluğu bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarının, tabi oldukları ilgili mevzuat dâhilinde, yaptıkları işler veya sattıkları mallar için düzenledikleri belgeler gider pusulası yerine geçer.
Gider pusulasına ilişkin olarak yapılan söz konusu düzenlemeler Kanunun yayımı tarihini takip eden ayın başından itibaren yürürlüğe girecektir.
16.Bazı İktisadi Kıymetlerin Değerlemesinde Kullanılan Alış Bedeli, Kanundaki Değerleme Ölçüleri Arasına Eklenmiş Ve Satın Alma Bedeli Olarak Tanımlanmıştır.
Bazı iktisadi kıymetlerin değerlemesinde kullanılan alış bedeli, kanundaki değerleme ölçüleri arasına eklenmiştir. Alış bedeli, bir iktisadi kıymetin satın alma bedeli olarak tanımlanmıştır. İktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi ile ilgili diğer giderler alış bedeline dâhil değildir.
17.Çok Sayıda İktisadi Kıymetin Değerlemesinde Kullanılan Değerleme Ölçüsü “Maliyet Bedeli”nin Kapsamı Yeniden Belirlenmektedir.
213 sayılı Kanunun 262’nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Aşağıda sayılan giderler de maliyet bedeline dâhil edilir:
a) İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; gümrük vergileri, gümrük komisyonları, yükleme, boşaltma, nakliye ve montaj giderleri,
b) İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; resim ve harçlar, noter, tapu, mahkeme, değer tespiti, danışmanlık, komisyon ve ilan giderleri,
c) İktisadi kıymetin finansmanında kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarının; emtiada emtianın stoklara girdiği tarihe kadar, diğer iktisadi kıymetlerde ise iktisadi kıymetin envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmı ile söz konusu kredilere ilişkin giderler (Faiz giderleri ile kur farklarının diğer kısımlarını maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.),
ç) İktisadi kıymetin stoklara veya envantere alındığı tarihe kadarki depolama ve sigorta giderleri,
d) Gayrimenkullerde mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.
Gayrimenkullerle doğrudan ilgili olması şartıyla, bunların envantere alındığı hesap dönemi sonuna kadar alınan hibeler maliyet bedelinden indirilir.
İktisadi kıymetin (emtia hariç) iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile ilgili olan özel tüketim vergisi, indirilemeyecek katma değer vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonunu maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.”
Yukarıda yer verilen değişiklik ile iktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; resim ve harçlar, noter, tapu, mahkeme, değer tespiti, danışmanlık, komisyon ve ilan giderleri maliyete eklenmesi zorunlu giderler arasında sayılmıştır. Bu giderler değişiklik öncesinde mükellefin tercihi doğrultusunda doğrudan gider olarak dikkate alınabilmekteydi. İktisadi kıymetin finansmanında kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarının maliyete eklenmesi ve doğrudan gider yazılması konusunda daha önce Genel Tebliğler ile yapılan idari düzenlemelere Kanun metninde yer verilmiştir. Öte yandan, iktisadi kıymetin (emtia hariç) iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile ilgili olan özel tüketim vergisi, indirilemeyecek katma değer vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonunu maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.
18.Vergi Usul Kanununun Mükerrer 298’inci Maddesine Eklenen Fıkra İle Yeniden Değerleme Uygulaması Sürekli Hale Getirilmektedir.
Geçici düzenlemeler çerçevesinde geçmişte yapılan ve halen son uygulaması devam eden, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yeniden değerlemesi uygulaması kalıcı hale getirilmektedir. Söz konusu değişiklik 01/01/2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298’inci maddesine eklenen Ç fıkrası uyarınca, tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri (kollektif, adî komandit ve adî şirketler dâhil, (A) fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında söz konusu fıkranın (1) numaralı bendinde yer alan şartlara bakılmaksızın enflasyon düzeltmesi yapanlar ile kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç), (A) fıkrasında yer alan enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının gerçekleşmediği hesap dönemlerinin sonu itibarıyla, bilançolarına dâhil bulunan amortismana tabi iktisadi kıymetlerini (bu niteliklerini korudukları müddetçe sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilenler hariç) ve bunlar üzerinden ayrılmış olup bilançolarının pasifinde gösterilen amortismanları aşağıda belirtilen şartlar doğrultusunda yeniden değerleyebilirler.
Yapılan düzenleme ile mükelleflere, enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının gerçekleşmediği hesap dönemlerinin sonu itibarıyla, bilançolarına dâhil bulunan amortismana tabi iktisadi kıymetlerini ve bunlar üzerinden ayrılmış olup bilançolarının pasifinde gösterilen amortismanları maddede belirtilen şartlar doğrultusunda isteğe bağlı olarak yeniden değerleme imkanı sağlanmaktadır. Ayrıca, kalıcı düzenleme geriye doğru yani 2022 yılından önceki dönemler için yeniden değerleme yapılmasına imkan vermemektedir.
Öte yandan, 213 sayılı Kanuna eklenen geçici 32’nci madde uyarınca, bu maddeyi ihdas eden Kanunla mükerrer 298’inci maddeye eklenen (Ç) fıkrası kapsamında yeniden değerleme yapabilecek olan mükellefler, anılan fıkra uyarınca ilk kez yeniden değerleme yapacakları hesap döneminden önceki hesap döneminin sonu itibarıyla bilançolarına kayıtlı bulunan taşınmazlar ile amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerini (bu niteliklerini korudukları müddetçe sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilen taşınmaz ve iktisadi kıymetler hariç) maddede sayılan şartlarla yeniden değerleyebilirler.
Geçici madde ile yapılan düzenlemeden Vergi Usul Kanunun mükerrer 298’inci maddesindeki kalıcı düzenlemeyle birlikte yararlanılabilecektir. Vergi Usul Kanunun mükerrer 298’inci maddesi uyarınca 2022 veya izleyen yıllarda ihtiyari olarak yeniden değerleme yapan mükellefler, istedikleri takdirde % 2 vergi ödeyerek amortismana tabi iktisadi kıymetlerini, 01/01/2005’ten ihtiyari olarak yeniden değerlemenin yapıldığı yıldan bir önceki yılın sonuna kadar yeniden değerleyebileceklerdir. Yani, Vergi Usul Kanunun mükerrer 298’inci maddesine göre yeniden değerleme yapılmadan, geçici düzenleme gereğince geçmişe dönük yeniden değerleme yapılamayacaktır. Ayrıca, kalıcı düzenlemeye göre yeniden değerleme yapılması, geçmişe dönük yeniden değerleme yapılmasını zorunlu kılmıyor, geçmişe dönük yeniden değerleme tamamen isteğe bağlı bir uygulama. Kaldı ki, %2 vergi ödenmeden geçmişe dönük yeniden değerleme yapılması mümkün değildir.
19.İşletme Aktifine Yeni Kaydedilecek İktisadi Kıymetler İçin Gün Esasına Göre Amortisman Ayrılabilecektir.
213 sayılı Kanunun 320’nci maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, dileyen mükellefler, amortisman işlemine, işletme aktifine yeni kaydedilecek iktisadi kıymetler (ikinci fıkra kapsamındakiler hariç) için bunların kullanıma hazır olduğu tarihte başlayıp ve her bir hesap dönemi için kıymetin aktifte kaldığı süre kadar gün esasına göre amortisman ayırabilir. Sürenin gün olarak hesaplanması için Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen faydalı ömür süreleri üçyüzaltmışbeş ile çarpılır.
Mükellefler, Hazine ve Maliye Bakanlığının iktisadi kıymetler için tespit ve ilan ettiği faydalı ömürlerden kısa olmamak üzere amortisman süresini, her yıl için aynı nispet olmak kaydıyla, belirlemekte serbesttir. Şu kadar ki, bu süre Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen sürenin iki katını ve elli yılı aşamaz. Mükellefler bu tercihlerini iktisadi kıymetin envantere alındığı geçici vergi dönemi sonu itibarıyla kullanırlar. Bu şekilde belirlenen amortisman süresi ve oranı izleyen dönemlerde değiştirilemez.
Bu maddenin birinci ya da üçüncü fıkrasına göre amortisman hesaplanmasına başlandıktan sonra bu hesaplama şeklinden vazgeçilemez.
20.Şüpheli Alacak Karşılığı Uygulamasında, 3.000 Türk Lirasını Aşmayan Alacaklar Dava Ve İcra Takibine Değmeyecek Alacak Olarak Tanımlanmaktadır.
Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan 3.000 Türk lirasını aşmayan alacaklar için dava açılmaksızın veya icra takibi başlatılmaksızın karşılık ayrılabilecektir. Öte yandan, işletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerinde şüpheli alacak karşılığı ayırabilmelerine imkan tanınmaktadır.
21.Yenileme Fonu Uygulamasında Tereddütler Giderilmiştir.
Yenileme fonu uygulaması istikrar kazanmış yargı kararları doğrultusunda değiştirilmektedir. Yapılan düzenleme uyarınca, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce; satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı, işin niteliğine göre zorunlu bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde, satıştan doğan kâr, satışın yapıldığı tarihi takip eden üçüncü takvim yılının sonuna kadar pasifte geçici bir hesapta tutulabilir. Bu süre içinde, satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı gerçekleşmezse, geçici hesapta tutulan kâr, satışın yapıldığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının kâr ve zarar hesabına eklenir. Pasifte geçici bir hesapta tutulan kâr, finansal kiralama yoluyla edinilenler de dâhil olmak üzere (a) bendindeki esaslar dâhilinde iktisap edilen bir veya birden fazla kıymetin bu Kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlarına mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur. Pasifte geçici bir hesapta tutulan kâr, satışı yapılan iktisadi kıymetin yerine iktisap edilen yeni kıymetlerin amortisman ayrılabilecek tutarından fazla ise bu fazlalık, satışın yapıldığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının kâr ve zarar hesabına eklenir. Satışın yapıldığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının sonundan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi hâlinde pasifte geçici bir hesapta tutulan kâr o yılın kâr ve zarar hesabına eklenir.
Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen ziyaa, uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı, işin niteliğine göre zorunlu bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa tazminat fazlası, tazminatın alındığı tarihi takip eden üçüncü takvim yılının sonuna kadar pasifte geçici bir hesapta tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde zarar gören iktisadi kıymetlerin yenilenmesi veya benzer mahiyetteki bir iktisadi kıymetin iktisabı gerçekleşmezse, geçici hesapta tutulan tazminat fazlası, tazminatın alındığı yılı takip eden üçüncü takvim yılının kâr ve zarar hesabına eklenir.
22.Tekerrür Uygulamasında Değişiklik Yapılarak, Tekerrürde Artırım Tutarının Kesinleşen Cezadan Fazla Olmaması Hükme Bağlanmıştır.
213 sayılı Kanunun yeniden düzenlenen 339’uncu maddesine göre, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, vergi ziyaı cezasında cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren beşinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar, usulsüzlükte cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren ikinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Şu kadar ki, artırım tutarı kesinleşen cezadan (kesinleşen birden fazla ceza olması durumunda bunlardan tutar itibarıyla en yükseğinden) fazla olamaz. Birinci fıkrada yer alan beş ve iki yıllık sürelerin hesabında, artırıma esas alınan cezaların kesinleşme tarihi dikkate alınır.
23.Tutarı 5.000 TL’yi Aşan Usulsüzlük Ve Özel Usulsüzlük Cezaları Uzlaşma Ve Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Kapsamına Alınmaktadır.
Tutarı 5.000 lirayı aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için uzlaşma ve tarhiyat öncesi uzlaşma talep edilebilmesine imkan sağlanmakta, bu tutarı aşmayan usulsüzlük cezaları için ise cezada indirim oranının % 50 artırımlı olarak uygulanması önerilmektedir.
24.Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Kapsamında Uygulanan Karşılıklı Anlaşma Usulüne İlişkin Düzenlemeler Yapılmaktadır.
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarına aykırı olarak vergilendirilen veya vergilendirileceğine dair kuvvetli emareler olan mükelleflerin anlaşmaların “karşılıklı anlaşma usulü” hükümlerine göre Gelir İdaresi Başkanlığına başvurabilmesi imkanı getirilip bu başvuruya ilişkin süre, usul ve başvurucunun dava açma hakkına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu düzenlemeler 1/1/2022 tarihinden itibaren yapılacak başvurulara uygulanmak üzere yayımı tarihinde girecektir.
25.Vergi İncelemesine Başlanılmasından Veya Takdir Komisyonuna Sevk İşleminden Sonra Farklı Vergi Türlerinden Pişmanlıkla Beyanname Verilebilecektir.
Vergi Usul Kanununun 371’inci maddesinde değişiklik yapılarak mükelleflerin, haklarında yapılmakta olan vergi incelemesi ya da yapılan takdire sevk işlemine ilişkin vergi türünden farklı vergi türleri için pişmanlıkla beyanname verebilmesi mümkün hale getirilmektedir.
26.Vergi Usul Kanununun Geçici 30’uncu Maddesi Kapsamında İktisap Edilecek Yeni Makine ve Teçhizat İçin 31/12/2023 Tarihine Kadar Amortisman Oranı İki Kat Olarak Uygulanacaktır.
31.12.2023 tarihine kadar uygulanmak üzere, Kanunun yayım tarihinden sonra iktisap edilen yeni makine ve teçhizatlar için uygulanacak amortisman oran ve sürelerinin, tespit ve ilan edilen faydalı ömür sürelerinin yarısı dikkate alınmak üzere hesaplanmasına olanak sağlanmıştır.
27.Resmi Dairelere Yapılacak Bağışlara İlişkin Olarak İlgili İdare İle Bağışlayanlar Arasında Düzenlenen Kağıtlar Damga Vergisinden İstisna Edilmektedir.
Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklik ile yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları Kanunun uygulamasında resmi daireler arasında sayılmış, Sermaye Piyasası Kanununun 31/B maddesi kapsamında teminat yöneticisinin taraf oldukları dahil olmak üzere, sermaye piyasası araçlarının ihracına konu teminatlara ilişkin olarak düzenlenen makbuz ve kağıtlara damga vergisi istisnası getirilmiştir. Öte yandan, genel ve özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına, belediyelere ve köylere yapılacak bağışlara ilişkin olarak ilgili idare ile bağışlayanlar arasında düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir.
28.Motorlu Karavanlarda ÖTV Oranı %45 Olarak Belirlenmiştir.
ATV ve UTV araçlarının özel tüketim vergisi kapsamı dışına çıkartılmasını önlemek amacıyla bu araçların vergilemesine ilişkin düzenleme yapılmış, ayrıca motorlu karavanlarda vergilendirmeye esas tek bir oran belirlenmiştir.
29.Varlık Yönetim Şirketlerine Tanınan Vergi İstisnaları Sürekli Hale Getirilmiş, BSMV İstisnası İse Kaldırılmıştır.
Varlık yönetim şirketlerine kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen 5 yıl süresince uygulanan damga vergisi, harç ve KKDF istisnası sürekli hale getirilirken, söz konusu şirketlere tanınan BSMV istisnası kaldırılmıştır. Söz konusu değişiklik 01/01/2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.
30.Yurt Dışından Getirilen Nakitle Karşılanan Sermaye Artışları İçin İndirim Oranı %75 Olarak Uygulanacaktır.
Nakdi sermaye artışında faiz indirimi uygulamasında, yurt dışından getirilen nakitle karşılanan kısım için ek avantaj sağlanmaktadır. Yapılan düzenleme uyarınca, %50 olarak uygulanan indirim oranı, yurt dışından getirilen nakitle karşılanan sermaye artışları için %75 olarak uygulanacaktır. Söz konusu düzenleme, Kanunun yayımı tarihinden itibaren madde kapsamında yapılacak nakdi sermaye artışlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde girecektir.
31.İndirimli Kurumlar Vergisi Uygulamasında, Yatırıma Katkı Tutarının % 10’luk Kısmının, Diğer Vergi Borçlarından Terkin Edilmek Suretiyle Kullanılmasına Olanak Sağlanmaktadır.
5520 Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesine yedinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra ile yatırım teşvik belgesi bazında yapılan yatırım harcamasına yatırıma katkı oranının uygulanmasıyla belirlenen tutarın %10’luk kısmının, kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar talep edilmesi şartıyla, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç olmak üzere tahakkuk etmiş diğer vergi borçlarından terkin edilmek suretiyle kullanılabilmesine imkan sağlanmıştır. Terkin talebinde bulunulabilecek tutar, hak edilen yatırıma katkı tutarından indirimli kurumlar vergisi yoluyla kullanılan yatırıma katkı tutarının düşülmesinden sonra bulunan tutarın yarısından fazla olamaz. Diğer vergi borçlarının terkini suretiyle kullanılan tutarın bir katına isabet eden yatırıma katkı tutarından vazgeçildiği kabul edilir, diğer vergilerden terkini talep edilen tutar ile vazgeçilen yatırıma katkı tutarları dolayısıyla vergi matrahına indirimli oranda kurumlar vergisi uygulanmaz. Bu fıkra kapsamında diğer vergi borçlarından terkin edilebilecek toplam tutar, ilgili yatırım teşvik belgesi kapsamında fiilen yapılan yatırım harcamalarına, yatırıma katkı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan tutarın %10’undan fazla olamaz. Bu hüküm 1/1/2022 tarihinden itibaren yapılacak yatırım harcamalarına uygulanmak üzere Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
32.Konaklama Vergisinin Yürürlük Tarihi 1/1/2023’e Ertelenmiştir.
7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “1/1/2022” ibaresi “1/1/2023” şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre, konaklama vergisinin 1/1/2022 olan yürürlük tarihi, 1/1/2023’e ertelenmiştir.
Söz konusu Kanuna ulaşmak için tıklayınız.